Okuduğum bir habere göre İran dün uzaya ilk uydusunu yollamış ve ilk deneme uydusu başarıyla gönderilmiş.
Biz de Türkiye’de uzay çağını yaşıyoruz güyâ… Kaç yıldır uydu atacağız, atacağız diyoruz daha beceremedik! Nerde bizim gelişmişliğimiz? Nerde Tübitak? Nerde hani o zeki adamlar? İnanın bana uzaya bir uydu yollamak o kadar zeka isteyen bir iş değil. Bunu nerden uyduruyorum?
Lise2 Fizik’te gördüğümüz bir kanun var. Kütle çekim kanunu. Bu kanun sayesinde gezegenlerin düzeni bozulmadan nasıl bir arada kaldığını açıklayabiliyoruz. Daha sonra işin içine Kepler yasaları giriyor. Şöyle bir bakalım kimmiş bu Kepler:
“Kepler, Johannes (1571-630): Yerin ve diğer gezegenlerin güneş etrafında eliptik yörüngelerde dolandığını bulan Alman astronom. Gezegenlerin hareketiyle ilgili Kepler yasalarını ortaya koymuş, gözün ve teleskopun çalışma ilkelerini belirleyerek, kendi adıyla bilinen teleskopu geliştirmiştir.”
Kepler’in bulduğu formüller bize lise2. sınıfta öğretildi. Neymiş bu formüller:
? Gezegenler, odaklarından birinde güneş olan bir elips şeklindeki yörüngelerde
dolanırlar (Yörüngeler Yasası).
? Gezegeni güneşe birleştiren doğru parçası eşit zaman aralıklarında eşit
alanlar tarar (Alanlar Yasası).
? Gezegenin güneş çevresinde dolanım periyodunun karesi, güneşe olan
ortalama uzaklığının küpü ile orantılıdır (Periyotlar Yasası).
bknz. R^3 / T^2 = sabit ( ? 3,4.10^18 m^3 / s^2)
Bir gezegenin ortalama yörünge yarıçapı, o gezegenin güneşe olan minimum ve
maksimum uzaklıklarının toplamının yarısıdır:
Rort = (Rmin + Rmak) x 1/2
Ep = G mM / r çekim potansiyel enerjisi.
Özetleyecek olursak:
Newton?un kütle çekimi yasasına göre aralarındaki uzaklık r olan M ve m kütleli iki cisim, F = G mM / r2 kuvvetiyle birbirlerini çekerler. Yeryüzüne düşen cisimler, dünya etrafında dönen uydular ve güneş etrafında dönen gezegenler bu yasaya uyarlar.
Yeryüzünde bulunan bir noktadaki yerçekimi ivmesi, M; dünyanın kütlesi, R ise dünyanın
yarıçapı olmak üzere, g = G M / R2 şeklinde tanımlanır. Yerçekimi ivmesi enlem ve yükseklikle değişmektedir. Kütlesi m olan bir uzay aracının bir daha geri dönmemek üzere dünyayı terk edebilmesi için,bu araca en az; G mM/R kadarlık bir enerji verilmesi gerekmektedir. Bu enerjiye kurtulma işi denir.
Lise2 fiziği hayatımda gördüğüm en berbat şeydi. Fakat ıkındıra ıkındıra da olsa bize bunları öğrettiler. Sorularda da gördük uydu ne kadar hızla atılmalı, kurtulma enerjisi kaç olmalı, kepler mepler v.s. Hocalarımıza “hocam bu konu çok zor” deyince, “aptal mısın yawrum. Burası Anadolu Lisesi sizin bu tip şeyler söylemeye hakkınız yok” derlerdi. O geçmiş günlere utanarak bakıyorum artık. Madem bir uyduyu yollamak bu kadar kolay , ve biz zeki öğrencilerdik, neden uzaya bugüne kadar uydu gönderememişiz? Bunu hesaplamak bu kadar zorsa bana neden öğretiyorsunuz bunu ve hayatımın en güzel çağını, lise çağını, bana zehir ettiriyorsunuz. Bir İran kadar olamadık!
Uydunun ne içerdiği önemli olmayacak benim için. isterseniz içi boş olsun ama siz onu gönderin, yörüngeye sokun! İsterseniz uyduya türban bağlayın, uzay da resmi kuruluştur Allah tarafından kurulmuştur, amenna diyecektim.
Ama siz uyduyu yapmadınız daha, uyduya takacağınız türbanın derdine düştünüz! Belli ki kafayı üşütmüşsünüz. Bana lise de kağıt üzerinde tek formülle ÖSS sorusundaki uyduyu uzaya gönderemediğim için aptal damgasını vuran hocama ders veren hocalarım, sayın yöneticilerim, tüpü takmaya çalışan kurumum, yasama, yaşamama kurumları;
hepiniz benle aynı kaderi paylaşıyorsunuz, hepiniz aptalsınız, hepiniz buradasınız.
not: uzaya uydu göndermeyi başarmış olan İran’ı tebrik ediyorum, gözlerinden öpüyorum.
osem
Kaynak: Prof.Dr. Önder ORHUN; Yrd. Doç. Dr. Murat TANIŞLI / Anadolu Üniversitesi